
Muris muvazaası diğer adıyla mirastan mal kaçırılması; murisin, mirasçılarının mirastan pay almalarını engellemek amacıyla karşılıksız kazandırmaları satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi yollarını kullanarak mal kaçırmasıdır. Murisin temel amacı saklı paylı olsun ya da olmasın mirasçılarının, mirastan pay almasını engellemek mirastan mal kaçırmaktır. Miras kavgaları birçok kez murisin sağ olduğu dönemde başlamakta birçok kez de murisin vefatıyla beraber kalan mirasçıların kavgalarıyla ortaya çıkmaktadır. Oldukça karmaşık ve sıkıntılı olan miras konuları, kavgalarla daha da sorunlu hale dönüşmektedir. Birçok kez mirasçılar birbirlerinin mirasçılığını yada miras payını kabul etmemektedir. Bu durumda iki tarafında mirasçı sıfatı vardır. Ancak muris muvazaası olarak ifade edilen mal kaçırmada bir tarafı muris yani miras bırakan olmuşturmaktadır. Muris bazen mirasçılarının birini yada birkaçını diğer mirasçılara karşı kayırmak istemekte bazen de malvarlığının kendisinin olduğunu, istediğini yapabileceğini belirterek malları elden çıkarmaktadır. Peki murisin birkaç mirasçısını kayırarak diğer mirasçılarına hiçbir şey vermeksizin mallarını devretmesi mümkün müdür? Ya da murisin malların tamamı benim, mirasçılara kalmasını istemiyorum diyerek mirasçılarından mal kaçırması mümkün müdür? Mirasçılar bu durumlarda ne yapmalıdırlar?
Bizzat murisin iradesinin, mal kaçırmak olduğu durumda muris muvazaası ortaya çıkmaktadır. Muvazaa, bir hukuki ilişkinin taraflarının üçüncü kişileri aldatmak amacıyla hareket etmesidir. Danışıklık olarak ifade edilir. Muvazaa kendi içinde mutlak ve nisbi muvazaa olarak ikiye ayrılmaktadır. Muris muvazaası,nisbi muvazaanın içinde yer alır. Nisbi muvazaanın 4 temel unsuru vardır:
+ Görünürdeki İşlem
+ Muvazaa Sözleşmesi
+ Gizli İşlem
+ Aldatma Kastı
Görünürdeki İşlem, temelde tarafların gerçek iradelerini yansıtmayan ancak üçüncü kişileri kandırmak amacıyla iradelerinin öyle olduğunu gösterdikleri işlemdir. Görünürdeki İşlem; uygulamada satış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya bağışlama olarak ortaya çıkmaktadır. Aslında murisin temel amacı malları kaçırmaktır ancak bu gizli amacını göstermemek için hukuka uygun yolları görünürdeki işlem olarak tercih etmektedir. İşlemde tarafların temel amacı üçüncü kişileri aldatmaktır. Tarafların aslında yapmak istediklerini, gerçek iradelerini gizli işlem ifade etmektedir. Tarafların iradelerinin karşılıklı uyuştuğu ve olmalarını istediği işlem gizli işlem olarak ifade edilir. Aldatma amacı olduğu için görünürdeki işlem geçersizdir. Temelde tarafların gerçek iradelerini yansıtmamaktadır. Tarafların iradelerini yansıtan muvazaa sözleşmesi geçerlidir. Tarafların gerçek iradelerinin var olduğu, uyuştuğu ancak üçüncü kişilerin öğrenmesini istemedikleri gizli işlem eğer gerekli koşulları ve şekil şartlarını sağlayarak gerçekleştirilmişse geçerlilik kazanacaktır. Taraflar muvazaa anlaşması ile görünürdeki işlemin hüküm ve sonuçlarını doğurmayacağı konusunda anlaşmaktadırlar. Nispi muvazaa olarak kendini gösteren muris muvazaasında temel amaç mirasçıların görünürdeki işlemle aldatılarak malların kaçırılmasıdır.
Muris muvazaasında dikkat edilmesi gereken temel unsur, murisin mal kaçırma iradesinin var olup olmadığının tespitidir. Aksi halde işlem geçerliliğini koruyacaktır. Murisin ölümü ile mirasçılar, mirasçılık sıfatını kazanacaktır. Murisin sağ olduğu durumda miras ve mirasçı kavramı ortaya çıkmayacağı için muris yani miras bırakacak kimse, malvarlığı üzerinde serbest tasarruf yetkisine sahiptir. Ancak murisin, mal varlığını kaçırmak amacıyla hareket ettiği durumda muris muvazaası ortaya çıkacaktır.
Murisin bir yada birkaç mirasçısını kayırarak malvarlığını sevdiği mirasçılarına bırakması yada mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla 3.kişilere devretmesi muris muvazaasının yansıdığı örneklerdir. Bu durumlarda murisin temel amacı tasarruf değil malların mirasçılarına kalmasını engellemektir.
Muris muvazaası karşısında mirasçılar, muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmaktadırlar. Buradaki temel amaç; yapılan işlemde muris muvazaasının varlığını ispat etmek, işlemin geçersiz hale getirilmesi, muris muvazaası sonucu kanuna aykırı, yolsuz veya usulsüz düzenlendiği iddia edilen tapu kaydının hukuka uygun hale getirilmesi için tapu iptali ve tescilin talep edilmesidir.
Muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Muris muvazaası davası murisin ölümünden sonra her zaman açılabilmektedir. Davada zamanaşımı süresi yada hak düşürücü süre yoktur. Dava saklı paylı mirasçı olsun yada olmasın tüm mirasçılar tarafından açılabilinir.
Muris muvazaası iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davalarında temele alınan unsur, işlemi yapan murisin iradesidir. Her somut olay kendi içinde değerlendirilmelidir. Muris muvazaasının tespiti için somut olayda;
+ Murisin ekonomik durumu
+ Üçüncü kişinin ekonomik durumu
+ Murisin taraflarla ilişkisi
+ Satış bedeli ile gerçek bedel arasındaki fark
+ Murisin temel amacının mal kaçırmak olup olmadığı
+ Hayatın olağan akışı
+ Gelenek ve görenekler
+ Murisin işlemi yapmak için haklı bir nedeninin olup olmadığı
Vb… kriterler olayda irdelenmelidir.
Yargıtay kararları ile yerleşen kriterde, akitte gösterilen bedel ile gerçek bedel arasındaki farkın varlığı muvazaanın kanıtı için tek başına yeterli değildir. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1263 E, 2019/603 K.) Bu kriterin birkaç emare ile desteklenmesi gerekmektedir. Miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği malları geçerliliği için satış olarak göstermişse ve işlemde sadece bedeller arasında fark mevcutsa bu durum muvazaanın varlığını kabul etmek için yeterli olmayacaktır.
Bazı durumlarda ise muris; ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı olarak mallarını, sözleşme de ölünceye kadar bakma yükümlülüğü altına giren kişiye devretmektedir. Ölünceye kadar bakma aktinin muris muvazaası nedeniyle iptalinin talep edildiği durumlarda davalıya yüklenen bakma yükümlülüğü ile devredilen malların arasındaki orantı dikkate alınarak irdelenmektedir. Sözleşmeye dayalı olarak murisin malvarlığının büyük bir kısmını yada tamamını devretmesi muris muvazaası olarak kabul edilmektedir. Bunun net tespiti için her somut olay ve olguları kendi içinde değerlendirilmelidir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin varlığı halinde; murisin gerçekten bakılıp bakılmadığı, bakıcının üstlendiği yükümlülüğe orantılı olarak karşılığının verilip verilmediği tespit edilmeye çalışılır. İddiada bulunan davacının temel amacı; iddiasını ispat etmek, ölünceye kadar bakma sözleşmesini geçersiz hale getirmektir. Somut olay irdelenerek muris muvazaasının olup olmadığı tespit edilir. İddiasını ispat ederek muris muvazaasını ortaya koyan davacı, yapılan işlemi ortadan kaldıracağı için mirastaki yasal payını elde edecektir. Saklı paylı mirasçının, muris muvazaasına karşılık tenkis davası açması durumunda ise sadece saklı payını elde edeceği için mirasçının muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescilini istemesi alacağı miras payı açısından daha lehine olacaktır.

Asliye Hukuk Mahkemesinin duruşmalarında en sevdiğim muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarıydı. Bu davaların hem bol tanıklı olması hem de olayın geniş kapsamlı oluşu her zaman dikkatimi çekmiştir. Genellikle muris muvazaası uygulamada ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılarak ya da 3.kişiye malların devredilmesi ile gerçekleştirilmektedir. Uygulamada bizzat gözlemlediğim bir olayı paylaşmak istiyorum.
Olayda, muris 3 erkek çocuğuna sahiptir. En büyük oğlu olan davalı ile ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmış bunun sonucunda da muris malvarlığının tamamını davalıya devretmiştir. Muris ölünceye kadar davalının yanında kalmıştır. Murisin ölümünden sonra durumu öğrenen iki oğlu davacı olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Davacının tanıkları; murisin bakıma muhtaç olmadığını, davalı olan oğlundan murisin çok korktuğunu, murisin davalının evine götürülmesinden itibaren diğer oğulları dahil hiçbir akrabası ile görüştürülmediğini, davalının bu malların tamamı benim dokunamazsınız gibi ifadeler kullandığını dile getirmişlerdir. Davacının bir tanığı ayrıca murisin imzaladığı sözleşmeden haberinin olmadığını, sen imzanı at gerisine karışma diye murisin davalı tarafından uyarıldığını ifade etmiştir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi; bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölene kadar ona bakma ve onu gözetme borcunu üstlendiği, bakım alacaklısının ise bakım edimine karşılık malvarlığının bir kısmını ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altındadır. Bakım gereksiniminin sözleşmeden sonra doğması yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş olması sözleşmenin geçerliliğini etkilememektedir. Ancak bazı durumlarda sözleşmenin yapılmasında temel amaç, mirasçılardan mal kaçırmaktır. Sözleşmenin muris muvazaası içerip içermediğinin tespiti için sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan malvarlığının miktarı, temlik edilen malın tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilinecek sınırda kalıp kalmadığı irdelenmelidir. ( Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 1.4.1974 gün 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı )
Somut olayda murisin diğer çocukları ile de aralarının iyi olduğu ancak murisin davalının evine getirilmesinden sonra diğer mirasçılarla görüştürülmediği, murisin davalıdan korktuğu tanık anlatımlarıyla desteklenmiştir. Murise ziyarete giden tanığa, muris kendisinin davalıdan korktuğunu, gitmek istediğini ama davalının onu göndermediğini, diğer oğullarını çok özlediğini dile getirmiştir. Somut olay kendi içinde değerlendirildiğinde davalının, davacılara ve tanıklara karşı oldukça gergin ve sinirli olması, onlardan büyük olduğu için baskı kurmaya çalışması, konuşmalarını bölerek mahkeme düzenini ihlal etmesi murisin davalıdan korkma ihtimalinin olduğu kanısı uyandırmaktadır. Somut olayda tanık anlatımlarıyla murisin aile ilişkilerinin hem davacı hem de davalı tarafla iyi olduğu belirtilmiştir. Bu durumda murisin diğer mirasçılarını düşünmeden tüm malvarlığını davalı olan oğluna bırakmış olması hayatın olağan akışına aykırı olacaktır. Ayrıca ölünceye kadar bakma sözleşmesinde yüklenilen bakım ile karşılığında devredilen malvarlığı orantılı olmalıdır. Diğer mirasçılarla aile ilişkisi iyi olduğu halde tüm malvarlığını sadece en büyük oğlu olan davalıya devretmesi ve davalının tanık anlatımlarında da belirtildiği gibi muris üzerinde bir baskısının olduğu da dikkate alındığında somut olayda muris muvazaasının var olduğunun kabul edileceği kanaatindeyim.
Muris muvazaasından şüphelenen mirasçı ne yapmalıdır?
Murisin mal kaçırdığından şüphelenen mirasçı yada mirasçılar bir süreye tabi olmaksızın muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açabilmektedir. İşlemin muvazaalı olduğunu ispatlayan davacı mirasçı/mirasçılar, tapu iptali ve tescili talebiyle de tapu kaydının iptalini ve mirasçılar üzerinde tescilini sağlamaktadırlar. Aksi halde muvazaayı ispatlayamayan davacılar, işlemi geçersiz kılamayacakları için yasal miras paylarını elde edemeyeceklerdir. Bu durumda saklı paylı mirasçılar, saklı pay ihlali de mevcutsa tenkis davası açarak saklı paylarını elde edebileceklerdir. Böyle bir durumla karşılaşan mirasçının, öncelikle yapılan işlemi geçersiz kılmak ve daha fazla olan yasal miras payını alabilmesi için muris muvazaası sebebiyle tapu iptali ve tescilini talep etmesini eğer muris muvazaası kanıtlanamıyorsa yasal miras payına oranla daha az olan saklı payı için tenkis davası açmasını tavsiye ederim.
Stajyer Avukat Hacer YAVAŞ

Yorum bırakın