
Diğer adıyla bekleme süresi olarak adlandırılan iddet müddeti; Evliliğin sona ermesinden sonra kadının bir başkası ile evlenmesi için beklemesi gereken yasal süreye denir. Bu süre evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gündür ve bu süre geçmeden kadının evlenemeyeceği kabul edilir.
4721 Sayılı Medeni Kanunun “Kadın için bekleme süresi” başlıklı 132.Maddesinde iddet müddeti düzenlenmiş olup evlenme engellerinin arasında sayılmıştır.
Madde 132– (1)Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün geçmedikçe evlenemez.
(2)Doğurmakla süre biter.
(3)Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin
yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır
İddet süresi sadece kadınlara karşı uygulanmaktadır. Sürenin uygulanmasının temel amacı, doğma ihtimali olan çocukta oluşacak nesep karışıklığının ve ileride miras hukukuyla ilgili yaşanma ihtimali olan sorunların önlenmesidir.
Evliliğin sona ermesiyle (boşanma, eşlerden birinin gaipliğine karar verilmesi, cinsiyet değişimi, ölüm…) başlayan 300 günlük iddet süresi, sürenin dolmasıyla kendiliğinden ortadan kalkar.

İDDET MÜDDETİNİN KALDIRILMASI
1-) SÜRENİN DOLMASI: Evliliğin sona ermesiyle başlayan 300 günlük iddet süresi, sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer.
2-) HAKİM MÜDAHALESİ:
*Evliliğin sona ermesiyle kadın için başlayan iddet süresi, kadının boşandığı eşi ile evlenmeyi talep etmesi durumunda sonra erer.
* İddet müddetinin kaldırılması için dava açarak talepte bulunan kadın, hamile olmadığını ispat ederek hakim kararıyla iddet müddetini ortadan kaldırabilir.
İddet müddeti birçok kez doğma ihtimali olan çocuklarını neseplerini korumaya yönelik olumlu bir uygulama olsa da çoğu kez de hamile olmadığı halde tekrar evlenmek isteyen boşanmış kadınlar için evlilik engeli haline dönüşmektedir.
Bu sebeple birçok boşanmış kadın iddet müddetinin içerisinde mahkemeye başvuru yapmaktadır.(iddet müddetinin kaldırılması davası) Hamile olmadığını alınan raporlarla kanıtlayan kadın için iddet müddeti kaldırılır, yeniden evlenmesi için bir engeli kalmaz.
Bu konularda ilgili yanlış bilinen doğrular;
1-) İddet süresinin kadın açısından bir evlenme engeli olduğu unutulmamalıdır. Süre kaldırılmaksızın kadının evlenmesi mümkün değildir. ( Yapılan en temel yanlışlardan biri de nasıl olsa hamile değilim bundan eminim denilerek sürenin kaldırılması için mahkemeden talepte bulunmaksızın evlilik hazırlıklarının yapılmasıdır.)
2-) İddet müddetinin içerisinde kadının doğum yapması durumunda doğan çocuğun babası boşandığı eski erkek eş kabul edilir. (Bu durum çocuğun gerçek babasının bir başkası olması durumunda da geçerlidir. Bu durumda çocuğun gerçek babası olmayan erkek eş, nesebin reddi davası açarak çocuğun gerçek babası olmadığını ispatlamalı, çocuğun gerçek babasının ise babalık davası açarak çocuğun kendisinden olduğunu ispatlaması gerekmektedir.)
3-) Evliliğin sona erme biçimine göre iddet süresinin başlayacağı zaman değişiklik gösterse de evlilikler genellikle boşanma ile sona ermektedir. Boşanma ile sona erme durumunda iddet müddetinin hesaplanması boşanmanın kesinleştiği tarihten başlamaktadır. (Yapılan hatalardan biri de boşanma kararının verildiği tarihin dikkate alınarak hesaplamanın yapılmasıdır. Bu yanlış bir hesaplamadır.)
Av.Hacer YAVAŞ

Yorum bırakın